Türkbilim >> Atatürk >> Atatürk ile İslam - Atatürk'ün Dinle Bağı

 

Türkbilim

Türkbilim

 

 

 

ATATÜRK’ÜN DİNLE BAĞI

 

         Atatürk, kimsenin inancına karışmaz, gerçek dindar kişilere saygı gösterir, yobazlara, softalara çok kızar, din kavramının sömürülmesine izin vermezdi. Tanrı ile yalvaç (Allah ve peygamber) konuları, Atatürk'ün yanında konuşulabilir ancak yergi konusu yapılamazdı. Bir gece sofrada Hz. Muhammet’i küçültür biçimde konuşmalar yapılmaya başlandı. Atatürk, bu konuşmalardan bunaldığını belli etti. Elini masaya vurarak “Bu konuyu kapatın. Yalvaçları (peygamberleri) küçültmek isterseniz, kendiniz küçülürsünüz.” dedi.

          Bir başka günü çevresindekilere “Bana Tanrı’nın büyüklüğünü anlatır mısınız?” diye sordu. Konuklar birer birer Tanrı’yı nasıl anlayabildiklerini anlattılar. Çoğu ipe sapa gelmez şeylerdi. Tümünü dikkatle dinleyen Atatürk, “Tümünüz Allah'ı ayrı ayrı görüyorsunuz. Anlaşılan Tanrı herkesin kafası kadar büyüktür.” dedi.  

         Atatürk’ün pek çok mevlit dinlediği de olurdu. Hafız Yasar Bey'in mevlidini saygıyla dinlerdi. Mevlidin göğe çıkış (miraç) bölümünde, “Göklere çıktın Mustafa.” denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük, inanışı içtendi.  

         Herkes çekilip yalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine “Allah” derdi.  

         Bir yaz akşamı Dolmabahçe Sarayı’nda kadınlı erkekli bir yemek vardı. 8-9 saat süren yemek sona ererken salonun büyük kapısının parmaklıkları arasından güneş doğuyordu Atatürk’ün isteğiyle manevi kızlarından Nebile Hanım, sandalyesinin üzerine çıkarak sabah ezanı okumaya başladı. Etkileyici bir ses geniş salonda yankılandı. Atatürk başını yukarı doğru kaldırmış, kendinden geçmiş bir durumda ezanı dinliyordu. Bir an geldi yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı.

  

Cemal GRANDA