Türkbilim >> Atatürk >> Türklerin ve Yabancıların Gözüyle Atatürk >> Türklerin Gözüyle Atatürk -1

 

Türkbilim

Türkbilim

 

 

 

TÜRKLERİN GÖZÜYLE ATATÜRK

 

Atatürk, seni sevmek ulusal ibadettir!

Celal BAYAR

 

Biz, O'nun gövdesine tapan bir putperest değil, ölmez eserine ve anlamına bağlı bir bilinciz. Çünkü O, kendi gövdesiyle birlikte kaybolacak ölümlü bir ulusun değil kendi anlamıyla birlikte yaşayacak sonsuz bir ulusun yaratıcısıdır.

Peyami SAFA

 

Atatürk, sokak politikacısının ağzına kaşık olmaz. Atatürk'e karşı gelinmez. Atatürk'le oynanmaz. O; bilim, uygarlık ve özgürlük demektir.

Çetin ALTAN

 

Atatürk'ü bütün gerçeğiyle aramak, anlamak ve anlatmak Türk aydınının baş görevidir.

Hasan Ali YÜCEL

 

Bütün dünyaya kendisini dâhi olarak kabul ettiren bu insanın, her konuda kuşkusuz dâhice düşünceleri olacaktı. Bu düşünceleri önden bilmeye olanak göremiyorum. Atatürk, durumlara göre, gerekli önlemleri almasını çok iyi bilen bir insandı. Ancak şu vesileyle kamuoyuna şunu açıklamak isterim: Atatürk'ün en çok kızdığı tümce "Az gelişmiş ülke" tümcesiydi.

Afet İNAN

 

Türk yurttaşı şunu keşfetmiştir ki ulusumuzun; birleştirici bir ulusal güç olarak, inkılâp ve gelişme çabalarının sarsılmaz bir desteği olarak, Atatürk'ün manevi önderliğine şiddetle ihtiyacı vardır.

Ahmet Emin YALMAN

 

Atatürk, zamanın anısını gevşetmediği, unutturmadığı ilk büyük kişiliktir. Birbirinin ardından geçen yıllar O'nu bizden uzaklaştırmıyor, bir kat daha kendisine yaklaştırıyor. O'nun en üstün ve temiz bir yurtseverlikten şaşmayan önderliğinin özlemini çekiyoruz.

Ahmet Emin YALMAN

 

Türk'ün yüzyıllarca orta zamanlara akan gönlünü, Arabistan çöllerine bakan gözlerini, uygarlığa, çağa ve geleceğe çeviren Atatürk olmuştur.

Ali Fuat BAŞGİL

 

Atatürk, her zaman içimizde göğeren bir ulusal onurdur.

Ahmet Kutsi TECER

 

          Atatürk'ün, pek iyi bildiğim, bazı ilke ve düşünceleri vardır ki bunların hiçbir zaman değişmeyeceğine eminim. Bu ilkelerin ışığında bazı tahminler yürütebilirim. Atatürk her şeyden önce ulusalcıydı. Yurduna sonsuz bir sevgisi ve güveni vardı. Türk ulusunun bütün alanlarda başarı göstereceğine emindi. Türk ulusunu Batı uygarlığının en yüksek düzeyine ulaştırmak, en büyük ereklerinden (hedeflerinden) biriydi. Bu ereğe ulaşabilmek için özellikle Türk gençliğine güvenir, bilgi ve bilim yolunda yürümesini, en yüksek düşünce ve ülküleri benimsemesini isterdi. Uluslararası ilişkilerde, bütün uluslar için bağımsızlık ve özgürlüğün esas olduğu, bunun her ulusça korunması gerektiği kanısındaydı. Saldırgan bir politikayı asla onaylamazdı. “Yurtta barış; dünyada barış” özdeyişi en içten düşüncelerinden biriydi.

          1- Atatürk sağ olsaydı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki bloklaşmada, kuşkusuz Batı özgürlük cephesini seçerdi. Yalnız öbür komşu devletlerle de, hiçbir ödün vermeden, iyi ilişkiler sürdürürdü.

          2- Atatürk, ülkenin savunması için kendi ulusundan başka kimseye güvenmezdi. Kurtuluş Savaşı'nı yaptığı zaman, pek üstün güçlere karşı, yalnız öz yurdunun gücüyle savaştı ve başarılı oldu. Rusya'nın bizden, Boğazlarda üs ve üç ilimizi geri istemesini en kesin bir biçimde, derhal reddederdi. Amerika'nın dostluğunu ve yardımını herhalde kabul ederdi yalnız, buna karşılık en ufak bir ödünde bulunmazdı.

          3- İç politikada, Atatürk demokrasiye yandaştı. Ülkede demokratik yönetimin yerleşmesini çok isterdi. Nitekim, yaşarken birkaç deneme yapmıştı. Ancak daha erken olduğunu görmüş, zamanını beklemeye karar vermişti. Şimdi yaşamda olsaydı, iç politikası herhalde çok partili demokratik yönetim olacaktır. Atatürk'ün iç politikada çok önem verdiği ve üstünde duyarlıkla durduğu bir nokta da gericilikti. Türk ulusunu uygarlık, bilim ve ilerleme yollarında engelleyecek her türlü gerici hareketlere şiddetle karşıydı.

Asım GÜNDÜZ

 

Kıvrak ve uyumlu adımlar, zarif ve duygulu bir ruha işaret eden, uzun, ince parmaklarla süslü ince bir el. Cömert yüreğine rahatça yer kalsın diye geniş yaratılmış olan omuzlar üstüne uyumla oturtulmuş bir baş. Her zaman kibar, her yerde büyüklüğünden bir şey yitirmeden gülen, şakalaşan, yaşayan üstün bir insan.

Avni DOĞAN

 

          Doğuşunu yüzyıllardır beklemiştik. Aramıza ışıktan bir hâleyle girdi. Yüksek irade, erişilmez zeka, derin duygusuyla her dokunduğu yerde, yaşamın en coşkun ve berrak pınarları aktı. Biz ne mutluyuz ki yaradılışın en mucizeli bir eserinin aramızda yaşadığını gördük. Felaket yıllarımızda, gizli bir ibadet gibi, onun kutsal adını, heyecandan titreyerek umutla andık. Yüzyıllar, sonu gelmeyen yüzyıllar… O’nun yüce adını, uzak çağlarda yaşayacak mutlu kuşaklara eriştirin; dünyayı hayran eden o kahramanın zafer destanını onlar da bilsin. “Tarihin gördüğü en büyük kahraman kimdir?” diye soranlara bir Türk'ün adını söylesinler. Onun gölgesinde erişilmez mutlulukları algılayan kuşak, yine sen ne kara bahtlısın ki seni zaferden zafere koşturan, inkılâplar yapan; erkiyle sana yaşamı, neşeyi, umudu veren bir kahramanın ölümünü gördün. Ondaki sonsuz erki gördükçe maddi varlığını da ölmez sanırdık. Her ölümlü gibi işte o da öldü; çürüyen et ve kemik, sonra bir avuç toprak! Yaradılışın üzerinde yüzyıllarca çalışarak vücuda getirdiği bu görkemli varlık, bir an içinde yok olsun!... Hayır!... Olanaklı değil bu, adalet değil bu. Kendi yüceliğinden ululuk vererek onu böyle erkli yaratan Tanrı, meydana getirdiği en mükemmel eserini hiç mahveder mi? Buna inanmıyorum. Ölümlülükten kurtarmak istediği içindir ki, ona düşüncenin, dehanın en yüksek cevherini verdi. O, felaket günlerimizde, bize acıyan Tanrı’nın, milyonlarca Türk'ün dehasından, zeka ve iradesinden toplayarak Türk dünyasına kurtarıcı olarak gönderdiği bir erk, yüksek bir düşünceydi. Evet şimdiden sonra aramızda dolaşamayacak! Bize sonsuz sevgi ve güven veren güzel yüzünü bir daha göremeyeceğiz. Bakışlarında şimşeklerin keskinliği olan mavi gözlerin ışığı artık bize ışık vermeyecek. Ayrılık acısı büyüktür. Ancak düşüncenin esas varlığıyla o bizde asıl şimdi yaşıyor. Geleceğin sonsuzluğa uzanan yollarında, gelecek kuşakların ruhunda da aynı erk ve canlılıkla yaşayacak. Bu ne büyüklük! Sen ölmedin! Ruhlarımızda sonsuza giden bir imanın simgesisin! Ey kutsal düşünce...! Ey zafer…!

Cafer SENO

 

Gerçeğe giden bütün yollar O'nda birleşiyor. O'nda bütünleniyoruz. O'na sırtını çeviren düşünce bizden değildir.

Cahit TANYOL

 

Atatürk, dinamik bir ruha sahiptir. O'na tutulan insan olduğu yerde kalmaz. Atatürk, geliştirici ve genişletici bir düşünceye sahipti. O'nun arkasından gidenler geride kalmaz. Atatürk bugün için de önderimizdir, ışığımızdır, yarın için de.

Cemal GÜRSEL

 

          1- Atatürk belirli olaylar karşısında nasıl hareket ederdi sorusuna yanıt vermek benim için küstahlık olur. Atatürk'ün alacağı kararlar kendi dehasına özgü kararlardır. Benim yapacağım şey, O'nun okulunda bulunmuş olmak onurundan aldığım uzmanlıkla, kendi düşüncelerimi sunmak olacaktır. Atatürk için özgürlük esastı. Halkçılık, özgürlüğe gidecek tek yoldu. Nitekim "Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur." demişti. Demirperde arkasıysa vaatlerle dolu bir hapishanedir. İnsanlar, insanlık bilincine vardıkları zaman özgürlükten ayrılmazlar. Hiçbir zaman mide dolgunluğu, her tür konfor, bir insan için özgürlükten yoksunluğu karşılamaz. Atatürk diyor ki: "Bizim hareket noktamız halkçılıktır. Gücün, erkin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir. Halkın elinde bulunmasıdır". Ve buna benzer örneğin: "Ben ayrıcalıksız, sınıfsız bir ülke istiyorum" gibi demeçleri gerçek halk özgürlükçülüğünü ne kadar istediğini bize gösterir. Atatürk'ün istediği biçimsel değil gerçek özgürlüktür. Bunu yorumlamaya kalkışırsak diyebiliriz ki Türkiye'nin kalkınmasında ölçü, en kötü durumda bulunan Türk bireyine yapılacak yardımdır.

          2- Atatürk, Türk ulusalcısı olduğu kadar insanlığın da hizmetindedir. İçerde barış, dışarıda barış sözüyle ne istediğini açık seçik göstermiştir. Savaşa ilişkin de aşağı yukarı aynen şöyle söylemiştir. "Ben ulusu savaşa götürürken, vicdanımda bir azap duymamalıyım. Sizi öldüreceğiz diye savaşamayız. Ulus yaşamı tehlikeye düşmedikçe, ulusu savaşa götürmek bir cinayettir." Bunlar ortada olduktan sonra, Atatürk yaşamında da Türk ulusunun geleceğini korumak için ittifaklardan çekinmemiştir. Yaptığı Balkan ve Sadabat Paktı, Türkiye için olduğu kadar, dünya barışı için de birer güvenlik tıkacı olmuştur. Lozan Konferansı'nda da İngiltere’yle ittifak yandaşı olduğunu göstermiştir. Hiçbir ulus, bağımsızlığının korunmasını bir devletin ya da komşusunun iyi niyetine bağlayamaz. Bunu söyledikten sonra yine kendi düşüncemi sunayım: Bugünkü bloklar durumunda Türkiye, ortada yalnız başına bir yetim gibi kalamaz. Bir şamar çocuğu olamaz. Amerika’yla ittifakımız NATO sözleşmesi içerisindedir. NATO'ya girmiş herhangi bir devletten daha çok bir yük altına giremeyiz. Eşit koşullarda NATO'da kalmamız bizim için bir konudur. Şurasını hemen ekleyeyim ki Atatürk, Sovyet komşularımızla sürekli en iyi ve en içten ilişkilerin korunması yandaşıydı.

          3- Atatürk sağ olsaydı, bütün demeç ve hareketlerinden çıkarabiliriz ki, ülke yönetimini birtakım arkadaşlık zümrelerinin tekeline vermezdi. Bir takımerkine (oligarşiye) bırakmazdı. O'nun iktidar ölçüsü, herkesin ülkeye yararlıkları derecesiydi. Kendi düşünceme gelince; partiler seçim yasasıyla, Anayasayı geçerek, Türk seçmenlerini dizelgeler köleliğine indirmişlerdir. Seçimler bir dereceli olmaktan çıkmıştır. Kendi içlerinde de hizipler vardır. Ülke bu yüzden bağnaz çevrelere parçalanmıştır. Atatürk, “Türk Ulusu” birliğini yaratmıştır. Bu birliğin bozulmasına kesinlikle izin vermezdi. Bilimkente (üniversiteye) gelince, bilimkentlerin büyük görevi öğrencilerde kuşku yaratmak değil, sürekli gerçeği teşvik etmektir. Öğrencilerin bilimkent yönetimine, öğretim izlencelerine katılımları, yeni çağımızın yarattığı bir haktır. Öğrencilerin yönetimde giremeyecekleri yer sınav biçimidir. Öğrettiklerinin ne kadar öğrenildiğini araştırmak hakkı ve bu yolda izlenecek yöntem hakkı yalnız öğretmenlere ve öğretim üyelerine aittir. Öğrenci isteklerini düşüncelerle ortaya koyar; sopayla değil. Bunun da karşısına düşünce çıkar. Aralarındaki tartışılar oldukça serbest , hoşgörülü olmalı, kişisel konular ve iftiralar bu tartışılara kesinlikle karıştırılmamalıdır. Bu tür tartışılar için, bilimkentler belirli günlerde belirli salonlarını bu tartışılarda kullandırmalı ve bu oturumlara bir felsefe yada toplumbilim (sosyoloji) öğretmeni başkanlık etmeli ve tümüyle yansız davranmalıdır. Benim için öğrenci, düşünce akımlarında hakem olamaz. Diplomasını aldıktan sonra hakem olabilir. Yalnız bir konuyu ayırmak gerekir. O da şudur : Gençliğe Sesleniş’indeki ilkeleri Atatürk'ün istediği gibi özveriye katlanarak, savunmaktır. Laiklik bunun başındadır. Çağımız, dinsel ibadeti işten ayırmıştır. Uygulamalar Kamutay’ın (Büyük Millet Meclisi) kararlarına bağlıdır. Özgürlük de dinin yalnız ibadet kısmına aittir. Sonuç olarak, özgürlük Türk ulusu için, Türk ulusunun bireyinin ağırbaşlılık ve saygınlığı için birinci koşuldur. Bizden dışarıda olan ve uygulanan yönetim biçimlerine karşı da saygılıyız. Ancak Türk, düşüncesiyle de olsa hapishaneye giremez.

 Cemal Hüsnü TARAY

 

Gerçekten büyük yaradılışlı bir insandı. En doğru düşünceler, O'nun başından doğuyor; en güzel duygular, O'nun yüreğinde tomurcuklanıyor; ille de yurt ve özgürlük O'nun gözlerinde tütüyordu. Daha da iyilik mi dedin, iyilik; yiğitlik mi dedin, yiğitlik; bu toprağın yüreği, bu toprağın diliydi O.

Eflatun Cem GÜNEY

 

Güneş hiçbir yurdu bu kadar ısıtmamış, hiçbir yurda bu türlü bolluk ve bereket vermemiştir. Hiçbir dönem, O'nun dönemi kadar çevresini ışığa boğmamıştır.

Ercüment Ekrem TALU

 

          1- Elbette, hiç kuşkusuz Batı özgürlük cephesini yeğlerdi.

         2- Amerika’yla ittifakı oldukça uygun karşılardı. Ancak Amerika’yla yapacağı anlaşmada, ülkemizin yüksek çıkarlarını çok dikkatle gözetir ve ülkemizin coğrafi durumunun aynı zamanda Amerika'yı da savunmakta olduğunu düşünür, ona göre ikili anlaşmaları bizim için daha yararlı biçimde yapardı.

         3- Bugünkü iç politika da, Anayasa yönünden, daha başka olamazdı. Ancak laiklik işlerinde daha kesin ve daha duyarlı bir politika güderdi. Bununla demek istiyorum ki halkın din işlerini savsaklamazdı. Tersine dinbilimcilerin daha üstün bir nitelik (kalite) ve bilgi sahibi olmalarını ve özellikle deneysel bilimlerde de derinliğine bilgi sahibi olmaları için çalışırdı. Bunu yürekten istiyordu da. Yazık ki buna ömrü vefa etmedi. İnkılâplarından ödün verilmesine kesinlikle karşıydı. Gerekirse bunun için de sert önlemler dahi almayı düşünebilirdi. O, bu yurdu en çok seven ve yurdun bir an önce kalkınmasını isteyen büyük bir kahramandı.

Fahrettin ALTAY

 

Büyük asker, büyük reformcu, ancak tümünün üstünde büyük bir ülküselciydi (idealistti).

Falih Rıfkı ATAY

 

Atatürk, ulusunun verebileceği en yüksek gün zamanlarında dahi konumunu, düşünceleri uğruna feda etmeye hazırdı. Bütün döneminde hiçbir ödüncülük, hiçbir gerileme, hiçbir karşıtlaşma olmamıştır.
Falih Rıfkı ATAY

 

         1- Tereddütsüz özgürlük cephesini yeğlerdi. Atatürk bir karşılıklı bağımlaşmacıydı. Sağlığında, Balkan Devletleri ve Sadabat Paktı Devletleriyle karşılıklı bağımlaşma durumunda dış politikasını görmüştür.

          2- Amerika’yla ittifak ederdi. Bu ittifak başka, ikili anlaşmalar başkadır. Amerika'nın Türkiye'yi Rusya pençesinden kurtardığına kuşku yoktur.

          3- İç politikada gericiliğe ve komünistliğe nefes aldırmazdı. Bugünkü Anayasa yönetimini benimserdi.

                                                                                                                       Falih Rıfkı ATAY

 

Biz 1923'de, bir Mustafa Kemal'e kavuşmasaydık, gelecek zamanlara doğru yollarımızı tıkayan aşılmaz setleri yıkamazdık.

Falih Rıfkı ATAY

 

Atatürk, inkılâplarını yaparken, onların yaşama gücünü Türk ulusunun, herkesten ve hepimizden çok kendi tarafından tanınan erdemlerinde aramış ve bulmuştur.

Falih Rıfkı ATAY

 

Atatürk'ün en büyük gururu Türk ulusunun evladı olmaktı. Hiç kimse bu ulusun soylu erdemlerine ve yüksek erklerine O'nun kadar derinden inanmamıştır.

Falih Rıfkı ATAY

 

          "Büyük eser yapılması, olanaksızlaşacak bir zamanda olmayacaktır. Bizden sonra gelecek yaratıcılar daha doğmadılar. Onların bütün onurları, şanları ve eserleri, her ne olacaksa doğmuş ve doğacak olanlar için, büyüklük fırsatları değil midir? Gazi, yeni Türkiye'yi çocukluğundan beri kendi benliğinin dibinde yaratmağa başlamıştı. Öyle bir zeka gibi, öyle bir düşünüş ve duyuş yeteneği gibi, O'nun sabrı ve enerjisi olmadıkça O'na benzeyemeyiz. Bir fıkrasından, bir öyküsünden, bir yazı ya da söylevinden hemen anladığımızı sandığımız Gazi, aradıkça yeni bir giz verir. Yaklaşılan bir dağ gibi büyür. Asıl, O'nu elimizle tuttuğumuz zamandır ki, artık tümünü hiç göremeyiz."

Falih Rıfkı ATAY

 

Atatürk'ü genç saklayan en büyük etkeni, yüksek ruhunun her gün en taze bilgilerle beslenmesinde aramalıdır.

Fani BİLGİLİ

 

Türkiye'de çağdaş düşüncenin ve demokratik düzenin temellerinin atılmasının baş mimari ve öz sahibi Atatürk'tür.

Fethi BOLAYIR

 
Atatürk, deneysel düşüncenin, çağdaş uygarlığın, insan haklarının, demokrasinin, toplumsal hukuk devletinin sürekli savunucusu, özgürlüğe susamış ulusların önderi ve yayılımcılığın (emperyalizmin), insan haklarını çiğneyenlerin amansız düşmanı olmuştur.

Fethi BOLAYIR

 

Aydınlık bir geleceğe, çağdaş bir düşünceye, çağdaş ve güçlü Türkiye ülküsüne koşan, sel gibi coşup, şimşek gibi çakan dinamik Türk gençliğinin tek esin kaynağı Atatürk’tür.

Fethi BOLAYIR

 

Atatürk, "Yurtta barış, dünyada barış" sözüyle insanlık aleminin en büyük uygarlıkçısı ve barışçısı olmuştur.
Fethi BOLAYIR

 

Mutlu ve gönençli (müreffeh) Türkiye ülküsü, Atatürk'ün aydınlık izinde yürümeye ant içmiş Türk gençliğinin tek isteğidir. Bu istek, günden güne yeşererek, güçlenerek kuşaktan kuşağa geçecektir.
Fethi BOLAYIR

 

          Savaş alanlarının muzaffer komutanı, barış masalarının ateşli savunucusu, özgürlük ve bağımsızlık aşığı; demokrasi, ulusal egemenliğin ateşli yandaşı K. ATATÜRK, bilim ve tekniğin aydınlığında çağdaş Türkiye'yi kurmayı, Cumhuriyeti emanet ettiği gençliğe esas erek (hedef) olarak göstermiştir.

Fethi BOLAYIR

 

          Samsun ufkunda doğan özgürlük güneşi, Anadolu'daki işgalci güçleri ve dinerksel (teokratik) yöneticileri yakıp yok etti. Aynı zamanda aydınlığıyla da tutsaklık altındaki uluslara ışık oldu, onları aydınlattı. Bu güneş, Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Fethi BOLAYIR

 

          Türk'ün bağımsızlık ve özgürlüğünün karanlıklara gömülmek üzere olduğu bir sırada, bir güneş gibi Anadolu ufuklarında doğan Gazi Mustafa Kemal, bu karanlıkları ışığıyla boğdu. Karanlıkların içine düşmüş ve acılarla kıvranan Türk ulusunun beklediği aydınlığı O getirdi. Kurtuluş yolunu O gösterdi. Türk'ün Kurtuluş Savaşı'nın destanını O yazdı. Ulusunun beklediği özlemi, O giderdi.

Fethi BOLAYIR

 

Atatürk'ün, dolayısıyla Türk ulusu ve gençliğinin yaşam felsefesi olan Atatürkçülük, ulusal iradenin mutlak üstünlüğüne ve ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu esasına dayanır.
Fethi BOLAYIR

 

Türk bağımsızlık ve özgürlük destanının, hem en büyük kahramanı ve hem de baş yazarı Atatürk'tür.
Fethi BOLAYIR

 

Türk ulusunun ulusal saygınlık ve onurunu ayaklar altına alınmasını isteyen bozguncuların, bu isteklerini ayaklar altına alıp ezen, ulusunun yüce ulusal saygınlık ve onurunu baş tacı yapan Kemal Atatürk'tür.
Fethi BOLAYIR

 

Mustafa Kemal Atatürk, hemen her zaman nerede durulacağını bilmiştir. Bu, O'nun pek hayran olduğum niteliklerinden biriydi. Sürekli ilerisini düşünmek, sürekli dikkat, O'nun ülke yolundaki işlerinde egemen olmuştur.

Fevzi ÇAKMAK

 
 Atatürk, büyük Türk, büyük insan. O bize yalnız savaşmayı değil, sevmeyi de öğretti. Onun için bir ve bütünüz.

Fevzi ERCAN

 

                                                                                                                                                                                          İleri >>