Türkbilim >> Öz Türkçe >> Öz Türkçesel Savyazılar - Ağüstü Eğitimde Türkçenin Korunması

Türkbilim

Türkbilim

 

 

 

AĞÜSTÜ EĞİTİMDE TÜRKÇENİN KORUNMASI

         İletişimin inanılmaz hızlarda, inanılmaz boyutlara ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Her an her türlü bilgiye ulaşmak ya da her an her türlü bilgiyi bütün acuna (dünyaya) ulaştırabilmek olanağımız var. Bu olanağı hızla gelişen yerel, ulusal ve uluslararası bilgisayar ağları sağlamaktadır. İletişimin gelecekte daha çok olacağı görülmektedir. Bu durumun uygarlığa ve kişilere yararları tartışılıp geliştirilirken zararlarının da gözetilmesi büyük önem taşımaktadır.

         İletişimin bir belirgin yönü de toplumların kültürlerine olan etkisidir. Hızlı bilgi aktarımı bütün toplumlara kültürlerini geliştirmeleri için güçlü olanaklar sağlayabilir. Yeni ve bol bilgiyle daha bilgili, daha gerçekçi, daha güzel düşünceler üretebilen toplumlar oluşabilir. Böylece insanlığın kültür varsıllığı (zenginliği) gelecek kuşaklara artarak aktarılabilir. Özellikle bir bina içine sınırlanmış eğitimin sakıncalarını giderip daha geniş kesimlere, bilgisayar ağları üstünde daha ucuza ve daha hızlı eğitim-öğretim verebilen sayısal bilişim olanakları bunu sağlayacak denebilir.

         Ağüstü eğitim, günümüzün bilgisayar olanaklarının doğurduğu, yeni ve hızla gelişmekte olan bir bilim dalıdır; oluşum dönemini yaşamaktadır ve bir çok tartışılan soru içermektedir. Bunlardan biri, “Acunda bütün insanlık tek bir dil mi konuşsun?” sorusudur. Bu soru sorulur çünkü artan iletişim, özellikle son elli yılda büyük artış hızı gösteren yeni buluşlarla sağlanmıştır. Buysa en çok İngilizce konuşan ülkelerde gerçekleşmiştir. Sonuçta hızla yeni İngilizce sözcükler türetildiği gibi artan iletişim hızıyla bu sözcükler öbür toplumların dillerine girmeye başlamıştır. Yeni sözcükler eski çağlardaki gibi, dillerin doğal evrimleşmeleriyle oluşmamaktadır. Oluşan bir yeniliğe, ilgili kurumca hemen yeni bir sözcük uygunlaştırılmakta ya da türetilmektedir. Bu da doğal olarak en çok İngilizce de olmuştur. Hazırlıksız yakalanan toplumlar ya da diline önem vermeyen toplumlar da bu İngilizce sözcükleri olduğu gibi kendi dillerine almışlardır. Sonuçta İngilizce sözcük sayısı hızla artarken birçok toplumun dilinde sözcük sayısı geri kalmaya başlamıştır. Böyle gidecek olursa bir zaman sonra bütün acunda tek bir dil kalabilir. O zaman insanlık İspanyolca’nın kıvraklığından, Fransızcanın kibarlığından, İtalyancanın coşkusundan, Uzak Doğu dillerindeki büyüden ve bütün bu özelliklerden daha çoğunu taşıyan Türk Dili’nin yetenekleri ve varsıllığından yoksun kalabilir.

          Kişilerarası iletişim, kendi dilleriyle arttığında değişik toplumların kültürleri yok olmaktan kurtulup gelişir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler, bütün acun dillerinin korunup geliştirilmesi gerektiği kararını almıştır. İngilizce kullanmayan Avrupa ülkeleri bu yönde yoğun çabalar göstermektedir. Fransa’da, Fransızcası olmayan ağ kümesi oluşturulamaz. İspanya, İspanyolca ağ kümesi hazırlayan kurumlara vergi indirimi sağlamaktadır. ABD’de birkaç yıl önce, öbür ülkelerde gerçekleşecek buluşlara karşılık türetilen sözcüklerin İngilizce’ye girmeden önce karşılıklarını türetecek, Wordsmyth as a Language Laboratory adında bir devlet kurumu kurulmuştur.  Bu kurum İngilizce’nin daha da gelişmesi ve yayılması için üstün çabalar göstermektedir. İnsanlık tarihindeyse dilini yitiren hiçbir toplum ve onların kültürleri yaşamamıştır.

         Ülkemiz için de dilin çok büyük önemi vardır. Bütün Türk ve Anadolu tarihinin kalıtçısı (mirasçısı) olup onun izlerini taşıyan ülkemizde, bu kalıtın (mirasın) getirdiği kültürü yaşatacak tek araç Türkçedir. Ülkemiz kültürü, bütün insanlık hazinesinin hem kaynağı hem de önemli bir parçasıdır. Türkçenin çok yetenekli bir dil olduğu da yerli ve yabancı dilbilimcilerin belirttiği bir gerçektir. Örneğin Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu “yapısının matematik oluşu” nedeniyle Türkçeyi bilim dili olmaya en elverişli dil olarak görmektedir. Bilişim devriminin ünlü adlarından Prof. Nicholas Negraponte, Türkçenin ses özellikleri bakımından bilgisayar dizgelerinin (sistemlerinin) ülküsel (ideal) dili olduğu kanısındadır. Türkçenin bilim dili olma yolunda iye (sahip) olduğu olanakları ve Türkçenin gücünü ortaya koyan daha pek çok bilimci vardır. Ancak artan iletişim, dilimize hak ettiği saygınlığı göstermeyişimiz üstelik kimilerinde görülen onu küçümsemek gibi bir büyük yanılgı nedeniyle Türkçeye sürekli yeni ve yabancı sözcükler girip onu kirletmektedir. Türkçe artık eskiden olduğu gibi kapalı halk kesimlerimiz içinde saklanıp yaşayamaz. Bu konuda büyük çabalar gösterilmelidir.

         Ulusal önderimiz Atatürk’ün isteklerinden birinin “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” olduğunu bilmekteyiz. Bu siyasal olmaktan çok gerçek yol gösterici bilimsel bir yönergedir. Bu iradeyle Kurtuluş Savaşı’mızın hemen ardından  1. Türk Dil Kurultayı düzenlenmiştir. Atatürk döneminde bilimkentlerde (üniversitelerde) görev verilen yabancı öğretim üyelerinin sözleşmelerine üç yıl içerisinde Türkçe ders vermeye başlamaları ve yabancı terimlerin Türkçe karşılıklarını belirlemeleri koşulları konulmuştur. Bu ve daha pek çok önlemlerle Cumhuriyetin kuruluşunda yazılarda %20 kadar olan Türkçe sözcük oranı bu gün %80’lere çıkmıştır.

         Bu konuda daha önce de bir deneyim yaşanmış ve öz dilde eğitimin üretkenliği ne çok artırdığı kanıtlanmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nda 31 yıl süren Fransızca tıp öğretimi döneminde yalnızca 12 Türkçe tıp betiği (kitap) yayınlanmışken Türkçe öğretime geçildikten sonra 1872-1883 arası 9 yılda 60 cilt Türkçe tıp betiği yayımlanmıştır. Yabancı dilde eğitimin sakıncaları çok iyi bilinmektedir. Aydınlarımızın da bu yöndeki çabaları gittikçe artmaktadır. Tıp mesleğinden olan biri olarak ben de Türkçe’nin önem ve gerekliliğine inanıyor, Türkçenin her türlü zorluğu aşıp gelişebileceği kanısını taşıyorum.

         Uzaktan eğitimde Anadolu Üniversitesi’nin uygulamaları bütün acunun (dünyanın) dikkatini çeken, önde gelen başarılar sağlamıştır. Bilgisayar olanaklarıyla ağüstü eğitim de ülkemizde hızla gelişecek gibi görünmektedir. Öncelikle ulusumuz bireylerine yönelecek olan ağüstü eğitimde de Türkçenin korunması için geç kalınmış sayılmaz. Türkçeleştirmenin en yoğun bir biçimde görüldüğü bilgisayarla ilintili kurumlarımız, bilişim derneklerimiz ve Dil Derneği’yle sıkı işbirliği içinde olunmalıdır. İşbirliği sonucu zaten sık sık belirtilip bunlara eklenecek öbür önlemler ivedilikle uygulanmalıdır. Hızla gelişmekte olan “Sözcük İşleme Bilim Dalı”nın sağlayacağı sesli ve yazılı anında çeviri olanakları da Türkçenin yabancı dillerden kötü etkilenişinin önlenmesine katkıda bulunabilecektir.

 

Hulki Meltem SÖNMEZ