![]() ![]() |
|
Türkbilim
>>
Öz Türkçe
>>
Öz Türkçesel
Savyazılar -
Atatürk'ün Türk Dil
Kurumu |
![]()
![]()
|
|
|
ATATÜRK'ÜN TÜRK DİL KURUMU (1932-1983) Yazı devriminden sonra sıra dile gelmişti. 1928'den sonra, bir süre dil işleriyle uğraşacak yapının nasıl olması gerektiği tartışılmış, dahası Başbakan İnönü, Kamutay’da (TBMM’de) olası bir bilimteyden (akademiden) bile söz etmişti. Ancak Atatürk, dilde devrimi, siyasal iktidarların etkisinden uzak, bilimciler ile sanatçıların, halkın katılımcı olacağı bir dernek çatısı altında başarılabileceğine inanıyordu. Niçin bir bilimtey (akademi) değil de, bir dernek kurulmasına öncü olmuştu? Bu sorunun yanıtını Ruşen Eşref Ünaydın, "Hatıralar" adlı betiğinde (kitabında) veriyor : "11 Temmuz 1932'de, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in davet iltifatlarını aldım. Akşamüzeri Çankaya'ya gittim. (...) Duvarları krem, döşemeleri de kahverenkli bu yalın ve büyük salonun orta yerindeki uzun masanın başında oturuyorlardı. O masanın çevresinde Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti üyeleri de vardı. O günlerde ilk tarih kurultayı yeni bitmişti. (...) Yanılmıyorsam, o akşam orada bulunanlar şunlardı: Afet Hanım, Yusuf Akçura, Samih Rifat, Cumhurbaşkanlığı Genel Yazmanı Hikmet, Yusuf Ziya, Hasan Cemil, Sadri Maksudi, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi Başkanı İhsan, Hamit Zübeyr, Hüseyin Namık Beyler, bir de Macarlı Profesör Zayti Ferenç. Tarih konuşması bitmek üzere iken, Gazi Hazretleri, oradakilere sordular: “Dil işlerini düşünecek zaman da gelmiştir. Ne dersiniz?” Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden ödeneği kesildiği 1931 Temmuzundan beri, eski Dil Yarkurulu artık çalışmıyordu. İmce (harf) devriminin hızından doğan bu kaynağın yeni bir varlık göstermesi çok yerinde olacaktı. Onun için sayın Cumhurbaşkanı’nın yüksek düşüncesi sevinçle karşılandı. Gazi, “Öyleyse, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” buyurdular.
ATATÜRK, DİL İŞLERİNİ DÜŞÜNÜYOR : Ruşen Eşref, Atatürk'ün "Dil Cemiyeti"nin nasıl çalışacağını gösteren bir bedizi (resmi) eliyle çizdiğini belirttikten sonraki konuşmaları da aktarır :
Sayın Cumhurbaşkanı : “Yarın hükümete dilekçe
verip cemiyetin iznini almalı. Ancak bunun için daha önce bir başkan, bir de
genel yazman seçmeli. Ben her ikisini de burada aramızda görüyorum.” dediler.
Eliyle Samih Rifat Beyi göstererek, “Siz bunun başkanlığını alırsınız.”
buyurdular. Genel yazmanlığa da beni uygun gördüler. Celal Sahir Bey vezneciliğe, Yakup Kadri Bey üyeliğe seçildi. Cemiyetin ilk tüzüğü (nizamnamesi) olarak da sayın Cumhurbaşkanı: “Sanırım şimdilik Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin tüzüğünü alırsınız. Gereken yerlerine cemiyetimizin adını ve amacını yazarsınız. Yenisini sonra düşünürüz.” dedi. Böylece (...) Türk Dili Tetkik Cemiyeti de Gazi Mustafa Kemal'in başından doğdu."
TDK HEMEN KURULUYOR : Ruşen Eşref'in anılarından öğrendiğimize göre, yeni "cemiyetin" kuruluşu için Mustafa Kemal'in düşündüğü ve görevli kıldığı değerli kişiler hemen ertesi gün başvuru yapmak üzere Köşkten ayrılırlar. Ruşen Eşref'in anıları şöyle sürer: "... Ertesi gün saat 14.00'te Balkan Birliği Cemiyeti'nin İşhandaki yazınağında (bürosunda) buluşmak üzere sözleştik. Bunu öteki iki arkadaşa da bildirdim. Toplaştık. Samih Rifat Beyle birlikte bir dilekçe hazırlamıştık. Ötekilere de okuduk. Tüzüğe konacak tabirler üzerinde kısa bir konuşmadan sonra dilekçeyi daktiloyla yazdırdık. İmzaladık. Dördümüz birlikte İçişleri Bakanlığı'na götürdük. (...) Bakan Şükrü Kaya Bey Bakanlar Kurulu’ndaymış. Dilekçeyi, Müsteşar Hilmi Beye verdik. Ertesi günü izin belgesi Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gönderildi. Böylece Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin varlığı resmen 12 Temmuz 1932 olarak onaylandı." Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin ilk belgesi olan bu dilekçe şöyledir :
12/7/1932
Muhterem Efendim. Türk dili hakkında araştırı ve yayımlarda bulunmak amacıyla ve merkezi Ankara'da Halkevi binasındaki dairede bulunmak üzere Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla bilimsel bir dernek oluşturularak tüzüğü ekte sunulmuştur. Dernek Yönetim Kurulu üyelerinin adları ve imzaları yüksek orununuza (makamınıza) sunulan dilekçemizin altında yazılıdır. Derneğin sorumlu yetkilisi ve Genel Yazmanı Afyon Karahisar saylavı (mebus/milletvekili) Ruşen Eşref Beydir. Gereken resmi resmi işlemlerin yapılmasına izin verilmesi rica olunur, efendim. Türk Dili Tetkik Cemiyeti
Başkanı Genel Yazman
Üye ve
Vezneci Üye
Manisa Saylavı
(Mebusu/Milletvekili)
Atatürk'ün yönlendirmesiyle 12 Temmuz 1932'de
dernek kurulur, tüzüğünün ilk iki maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Gazi
Mustafa Kemal Paşa’nın yüksek koruyuculukları altında ve Ankara kentinde Türk
Dili Tetkik Cemiyeti adlı bilimsel bir dernek kurulmuştur." denilmekte, Milli
Eğitim Bakanının bu derneğin onursal başkanı olacağı belirtilmektedir. Derneğin
amacı ve çalışma yöntemleri de şöyle belirtilmiştir: 4- Türk Dili Tetkik Cemiyeti, amacına ermek için aşağıdaki vasıtaları kullanır: A) Toplanıp bilimsel müzakerelerde bulunmak. B) Türk Dili’ni kendi kökenine, gelişimine ve gereksinimlerine göre belirleyip betikleştirmek (kitaplaştırmak). C) Türk Dili’ni araştırmaya yarayacak belgeler ile malzemeyi elde etmek, eski betiklerden (kitaplardan) ve ülkenin her yöresindeki halk dilinden derlemeler yapmak ve yaptırmak. D) Türk Dili Tetkik Cemiyeti çalışmasının verimlerini her türlü yollarda yayımlamaya çalışmak. 5- Derneğin amacına hizmet edebilecek kişiler ve manevi kişiler hangi ulustan olursa olsun derneğin asıl, onursal ya da haberleşme üyeliğine kabul olunabilirler. 6- Derneğe girmek isteyenler üyelerden iki kişinin önerisi ve Başkanlık Kurulu’nun onay ve kararıyla kabul olunurlar."
Atatürk, derneğin kuruluşundan üç gün sonra Ruşen Eşref'i de yanına alarak Yalova'ya gitmek üzere trene biner, yolda hep dil işlerini konuşurlar. Kurulan derneğin hemen işe başlaması gerekmektedir.
İLK TÜRK DİLİ KURULTAYI : 26 Eylül 1932'de toplanacak ilk Türk Dili Kurultayı için hazırlıklar başlar. Kadın erkek, her yurttaş bu kurultaya çağrılıdır (davetlidir). Kurultay büyük bir coşkuyla toplanır, derneğin çalışma konuları ve çalışacak kolları belirlenir. Dokuz gün süren kurultayın son gününde, Halit Fahri Ozansoy'un, her 26 Eylülün Dil Bayramı olarak kutlanması önerisi benimsenir. Derneğin seçimle gelen ilk yönetim kurulu, 17 Ekim 1932'de çalışmaların ağırlık yuvlarını (noktalarını) belirten bir bildiri yayımlar: a) Türk Dili’ni, ulusal kültürümüzün eksiksiz bir anlatım aracı durumuna getirmek, b) Türkçeyi, çağdaş uygarlığımızın önümüze getirdiği tüm gereksinimleri karşılayacak bir yetkinliğe eriştirmek. Bu iki önemli nokta, Mustafa Kemal'in önemle üzerinde durduğu amaçlardır. Mustafa Kemal'in, 1930'da, Sadri Maksudi'nin betiğine (kitabına) yazdığı, "Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve varsıl (zengin) olması, ulusal duygunun gelişiminde başlıca etkendir. Türk dili dillerin en varsıllarındandır; yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." sözleri, kurulmasına öncü olduğu Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin amacına ve çalışma biçimine yansıyordu. Dilde devrim başlamıştı artık. Atatürk, dil işleriyle yakından ilgileniyor, kendisi sözcükler türetiyor, söylev ve demeçlerinde bunları kullanıyordu. "Er, subay, kurmay, genel, özel, evrensel, kutsal, önemli, arıtmak, ısı, esenlik, erdem, kıvanç, konuk, tüm..." gibi sözcükleri kullanarak, öz Türkçe bir Geometri betiği (kitabı) yazarak, birçok geometri terimini Türkçeye kazandırmıştı.
TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİ TÜRK DİL KURUMU OLUYOR : Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 1936'daki üçüncü kurultayında kendi adını da Türkçeleştirerek, TÜRK DİL KURUMU yapmıştı. 1932 Eylülünü izleyen yıllarda dil devrimi, Atatürk'ün de özendirmesiyle büyük bir hız kazanmıştı. Atatürk, dil işlerini yürütecek örgütün, özerk bir dernek olmasını sağlamakla birlikte dil konusunda bütün devlet kurumlarının özen göstermesini de istemişti; 1 Kasım 1932'de Kamutay’ı (TBMM'yi) şu sözlerle açmıştı: "Türk Dili’nin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve varsıllığa (zenginliğe) kavuşması için, bütün devlet örgütümüzün dikkatli, ilgili olmasını isteriz." Kurulan dernek toplumdan büyük destek görmüş, yurdun her yanında, her iş ve uğraştan insanlar sözcük derleme işine dört elle sarılmışlardı. Halk ağızlarından derleme, eski kaynaklardan taramalar yapılarak Türkçenin söz varlığının, yani sözlüğünün yapılmasına başlanmış; unutulmuş Türkçe sözcükler canlandırılarak Türkçenin ek ve köklerine işlerlik kazandırılarak yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar bulunması eylemi ivme kazanmıştı. Dil Derneği |