![]() ![]() |
|
Türkbilim
>>
Öz Türkçe
>>
Öz Türkçesel
Savyazılar
-
Dil ile Toplum |
![]()
![]()
|
|
|
DİL İLE TOPLUM Ata’mızın istemi doğrultusunda ulusal dil bilincini geliştirerek dilimizi yabancı sözcüklerden arındırmalıyız. Bir toplumu ulus yapan ögelerin en önemlilerinden biri de dildir. Bu bakımdan dil, bir toplumun en değerli yapı taşlarındandır. Çünkü toplumların kültür ile uygarlığı, dildeki gelişmişliğiyle değerlendirilir. Bir eğitimci olarak dilimizin son yıllardaki değişimi üzerinde durmayı gerekli gördüm. Konuya başlarken yazımın içeriğiyle tüm bir uyum sağlayan Atatürk’ün şu sözlerine dikkat çekmek istiyorum: “Dil devriminin amacı; Türk dilinin kısırlaştırılması değil genişletilmesidir.” Atatürk’ün de belirttiği gibi Türk Dili okunması, yazılması ve anlaşılması en kolay dillerden biridir. Dilbilgisi yapısı bakımından da anlaşılır bir düzgünlük ve düzenlilik göstermektedir. Öyle ki başka dillerin birçok sözcükle anlatmaya çalıştığı duygu, düşünce ve istemleri, Türk Dili tek bir sözcükle anlatabilmektedir. Öyleyse dilimizdeki bu yozlaşma nereden gelmektedir? Biz eğitimciler ve aydınlar mı gereği gibi üzerinde durmuyoruz? Yoksa bu gelişmeler yaşanması gereken bir değişim süreci mi? Bizim dil konusundaki en büyük kılavuzlarımızdan biri, Atatürk’ün kurucusu olduğu “Türk Dil Kurumu”dur. Bu kurumun özverili çalışmalarını yadsımak bilimselliği yadsımaktır. Türk Dil Kurumunun en büyük işlevi, Türk dilinin sürekli gelişim içinde bulunan uygarlığa, kültüre ve bilimselliğe ayak uydurmasını sağlamaktır. Atatürk devrimcilerinin bu çabaya sürekli bir destek verdikleri ve verecekleri kanısındayım. Bu açıdan ele aldığımızda dil, sürekli kendini geliştirmek ve yenilemek zorunda olan canlı bir varlığa benzetilebilir. Ata’mız da dilimizin kısırlaştırılmasını değil, genişletilmesini istemiştir. Yeniliğe en çok gereksinimi olan varlıklardan biridir dil. Ama yenileşmek yabancı sözcükleri dilimize sokmak değildir. Öz dönüşüm içinde kendinden bir şeyler yaratmaktır. Bugün kentlerimizin caddelerini süsleyen (!) tanıtım (reklam) tabelalarının yabancı sözcüklerle dolu olduğu herkesçe gözlemlenmektedir. Özellikle genç kuşağımızın -genellikle İngilizce- pek çok yabancı terimi Türkçeye karıştırarak “Tarzanca” bir söylem geliştirdiğini üzülerek izliyoruz. Toplum olarak herkesin bildiği ve de açıkça itiraf ettiği gibi betik (kitap) okuma yoksunuyuz. Bu konum dilimizin gelişimi ile kullanımını olumsuz etkilemektedir. Charles Elliot: “Her insanın eğitim ve öğretiminde kazanması gereken ilk güzel nitelik, ana dilini dosdoğru yazmak ve güzel söylemektir.” diyerek eğitimci ve aydınlara düşen görev ile sorumluluğu belirtmiştir. Bize düşen görev; dilimizi en güzel biçimde öğrenip öğretmektir. Dildeki gelişmeyle toplumdaki gelişme birbiriyle doğru orantılıdır. Dildeki gelişme ne denli hızlı olursa, toplumun gelişimi de bu duruma bağlı olarak hızlanacaktır. Dil bir iletişim aracı olduğuna göre; aracın toplumdaki herkesçe en iyi biçimde kullanılması, uyuşmazlıkların, anlaşmazlıkların giderilmesinde etkin olacaktır. Birbirinin konuşmasını anlayabilen kitleler, çözüme ulaşmakta daha erken yol alacaktır. Dilimiz konusunda üzerlerine büyük sorumluluklar düşen eğitimci, yazar, sanatçı, basın-yayın gibi bu işte öncülük edecek kişi ve kurumların dilin gelişimiyle ilgili çabalara katılarak destek olmaları gerekmektedir. Kuşaklar arası çatışmaların başlıca nedenlerinden biri de dildir. Eski ve yabancı sözcükleri kullanmakta direten kişilerle yeni kuşaklar arasında iletişim sorunu ortaya çıkmaktadır. Oysa ki dildeki olumlu gelişmeleri ivedi olarak benimseyip yaşama geçirebilsek kuşaklar arasında büyük uçurumlar olmaz. Yeniliklere açık olmadığımız sürece, toplum olarak bu çelişkileri yaşamayı sürdüreceğiz demektir. Sözün özü; Ata’mızın istemi doğrultusunda, ulusal dil bilincini geliştirerek dilimizi yabancı sözcüklerden arındırmalıyız. Bu konuda yararlılıklar gösteren çok değerli dil bilimcilerimiz ve yazarlarımız bulunmaktadır. İmce (harf) devrimiyle başlayıp Türk Dil Kurumu’yla kurumsallaşan, Türk dilini geliştirme ve yenileme uğraşlarını, Ata’nın çizdiği yoldan sürdürmeliyiz.
Ali TÜKENGÜN |